İçeriğe geç
13 Ekim 2026, SalıŞehitlerimize vefa, gazilerimize minnet.

← Sizden Gelenler · Hikâyeler

Şehit Gazi EditörüAskerlik Hatırası

Dağların Sessiz Tanığı

Bir askerin cebindeki sararmış fotoğraf, yıllar sonra bir köy kahvesinde anlatılan unutulmaz bir dostluğun hikâyesini canlandırdı.

Askerlik, çoğu zaman bir milletin ortak hafızasında derin izler bırakan bir geçiş törenidir. Kimi için zorlu bir sınav, kimi için gurur kaynağı, kimi içinse hayatın en öğretici dersleriyle dolu bir dönemdir. Ancak her askerin cebinde, yüreğinde taşıdığı bir anı vardır; yıllar geçse de silinmeyen, anlatıldıkça tazelenen bir anı. İşte bu hikâye, bir gazinin, yıllar sonra bir köy kahvesinde anlattığı, dağların sessiz tanıklığında yaşanmış bir dostluğun öyküsüdür.

Gazi, ellili yaşlarının sonunda, kır saçlı, vakur bir adamdı. Köy kahvesinde çayını yudumlarken, karşısındaki gencin askerlik anılarını anlatmasını dinliyordu. Genç, sınırda yaşadığı bir gece nöbetini anlatırken, gazi bir an dalgınlaştı, gözleri uzaklara daldı. Sonra derin bir nefes alarak söze girdi: “Senin anlattığın yerler bana çocukluğumu hatırlattı. Ama benim unutamadığım anı, bir fotoğrafta saklı.” Cebinden, yılların yıprattığı, kenarları yırtılmış bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta, iki genç asker omuz omuza, arkalarında karlı dağlar görünüyordu.

“Bu, 1993 kışıydı,” dedi gazi, sesi hafifçe titreyerek. “Birliğimiz, Doğu Anadolu’nun yüksek bir bölgesinde, karakol görevindeydi. Ben o zaman yirmi üç yaşındaydım. Acemi bir erdim, daha ilk görev yerim. Bir gece, şiddetli bir tipi başladı. Karakolun etrafı bembeyaz oldu, görüş mesafesi sıfıra indi. Nöbetçi subayımız, devriye ekibine katılmamı emretti. Ekibin başında, benden beş yaş büyük, sakin ve güçlü bir astsubay vardı. Adını şimdi bile hatırlıyorum: Başçavuş Hasan. Onunla ilk kez o gece yakın çalıştım.”

Gazi, fotoğrafı avucunda çevirdi, sonra devam etti: “Tipi o kadar şiddetliydi ki, birbirimizi zor görüyorduk. Başçavuş Hasan, önden gidiyor, her adımda bize dönüp ‘Burada bir kaya var, sağdan geçin’ diye bağırıyordu. Saatlerce yürüdük, karakolun çevresindeki sınır hattını kontrol ettik. Dönüşte, ben bir çukura düştüm, dizim burkuldu. Başçavuş Hasan, hiç tereddüt etmeden sırtına aldı beni. ‘Asker ağlamaz, ama acıyı hisseder,’ dedi, ‘sen sırtıma bin, biz bu işi bitirelim.’ O gece, onun sırtında karakola döndüm. Sabah olduğunda, tipi dinmişti. O an, Başçavuş Hasan bana dönüp ‘Gel, bu anı ölümsüzleştirelim’ dedi. Bir arkadaşımız bizi bu fotoğrafta çekti.”

Gazi, bir an sustu, gözleri doldu. “O kış boyunca, Başçavuş Hasan bana sadece askerliği değil, insan olmayı da öğretti. Birlikte çorba içtik, nöbet tuttuk, türküler söyledik. O, bana hep ‘Bu dağlar bizim evimiz, bu sınır bizim namusumuz’ derdi. Ama kader acıydı; ilkbaharda, mayın temizleme görevi sırasında bir kaza oldu. Başçavuş Hasan, bir mayına bastı. Onu kurtaramadık. O gün, bu fotoğraf benim en kıymetli emanetim oldu.”

Gazi, fotoğrafı tekrar cebine koydu ve genç askere baktı: “Senin anlattığın nöbet, benim o geceyi hatırlattı. Ama bil ki, her askerin bir Başçavuş Hasan’ı vardır; ister bir komutan, ister bir silah arkadaşı. Bu topraklar, onların hatıralarıyla yoğrulmuştur. Sen de görevini yaparken, bu dağların sessiz tanıklarına kulak ver; onlar sana her zaman doğru yolu gösterir.” Genç asker, başını öne eğdi, bir şey demedi. Ama gözlerindeki yaş, gaziye verdiği en güzel cevaptı.

O gün kahvede anlatılan bu hikâye, köyde dilden dile dolaştı. Gazi, bir daha o fotoğrafı kimseye göstermedi. Ama herkes biliyordu ki, o sararmış fotoğraf, sadece bir kare değil; bir dostluğun, bir fedakârlığın, vatan için verilen sözün ta kendisiydi. Ve dağlar, o iki gencin omuz omuza duruşunu hâlâ sessizce izliyordu.

Editör notu: Hikâye, 1990'ların başında Doğu Anadolu'da güvenlik güçlerinin karşılaştığı zorlu kış koşullarını ve mayın tehlikesini tarihî bir çerçeve olarak kullanır; ancak belirli bir birlik veya kişiye atıfta bulunmaz, genel askerlik deneyimini yansıtır. Bu yazı, gerçek tarihî çerçeveye dayanan editoryal bir anlatıdır; kişiler belirli bireyler değildir.
WhatsApp X Facebook

Sizin de bir hikâyeniz var mı?

Gazi, şehit yakını ya da bir asker anısı taşıyan herkesin hikâyesi değerlidir.

Hikâyeni paylaş →

Diğer hikâyeler