İçeriğe geç
12 Ekim 2026, PazartesiŞehitlerimize vefa, gazilerimize minnet.

Bilgi Merkezi / Rehber

Sakarya Meydan Muharebesi

Sakarya Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın seyrini değiştiren ve Anadolu'nun kaderini belirleyen en kritik çarpışmalardan biridir. 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen bu muharebe, Türk ordusunun savunma hattını koruyarak Yunan ilerleyişini durdurduğu ve savaşın gidişatını lehine çevirdiği bir dönüm noktası olmuştur.

Son gözden geçirme: 10.10.2026

Tarih
23 Ağustos - 13 Eylül 1921
Yer
Sakarya Nehri doğusu, Ankara yakınları
Sonuç
Türk zaferi; Yunan ordusu geri çekildi
Türk Komutanlar
Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa
Yunan Komutan
General Anastasios Papulas
Türk Zayiatı
5713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir, 14.268 kayıp (toplam 39.289)
Yunan Zayiatı
3758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp (toplam 23.007)
Süre
22 gün ve gece

Arka Plan ve Stratejik Durum

Sakarya Meydan Muharebesi, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ndeki yenilginin ardından Türk ordusunun kritik bir duruma düştüğü bir dönemde yaşandı. Yunan General Anastasios Papulas, başlangıçta bu harekâta şiddetle karşı çıktı; ancak kamuoyundan gelen yoğun baskılara ve 'Ankara Fatihi' olma arzusuna dayanamayarak ordusuna taarruz emri verdi. Yunan ordusunun Ankara'ya ilerlemesi durumunda TBMM'nin Sevr Antlaşması'nı kabul etmek zorunda kalabileceği değerlendiriliyordu.

Bu gelişmeler üzerine TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fevzi Paşa, cepheye gelerek durumu yerinde inceledi. Türk birliklerinin, Yunan ordusuyla aralarında büyük bir mesafe bırakılarak Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesine ve savunmanın bu hatta sürdürülmesine karar verildi.

Muharebenin Seyri

22 Temmuz 1921'de Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmeye başlayan Türk ordusu, güneyden kuzeye doğru 5. Süvari Kolordusu, 12, 1, 2, 3 ve 4. gruplar ile Mürettep Kolordu birinci hatta olacak şekilde tertiplendi. Yunan birlikleri, taarruz pozisyonu almak için dokuz gün boyunca Türk birlikleriyle karşılaşmadan yürüdü. Bu yürüyüşün yönü Türk keşif birlikleri tarafından tespit edilerek cephe komutanlığına bildirildi; böylece Yunan taarruzu baskın olma özelliğini kaybetti.

14 Ağustos'ta ileri harekâta geçen Yunan ordusu, 23 Ağustos'tan itibaren 3. Kolordu ile Sakarya Nehri doğusundaki Türk kuvvetlerini tespit etmeye, 1. Kolordu ile Haymana istikametinde, 2. Kolordu ile Mangal Dağı güneydoğusunda kuşatıcı taarruza başladı. Ancak bu taarruzlar başarısız oldu. Yunan kuvvetleri, sıklet merkezini ortaya kaydırarak savunma mevzilerini Haymana istikametinde yarmak istedi. 2 Eylül'de Çal Dağı'nın tamamını ele geçirdiler; ancak Türk birlikleri Ankara'ya kadar geri çekilmeyerek alan savunması yapmaya başladı. Yunan birlikleri Ankara'ya 50 km kadar yaklaşsa da Türk birliklerinin yıpratıcı savunması karşısında ilerleyemedi. 5. Türk Süvari Kolordusu'nun cephe ikmal hatlarına yaptığı taarruzlar da Yunan taarruzunun hızını kırdı. Yunan ordusu 9 Eylül'e kadar süren yarma teşebbüslerinde başarılı olamayınca bulunduğu hatlarda savunmaya karar verdi.

Mustafa Kemal Paşa'nın Emri ve Savunma Stratejisi

Mustafa Kemal Paşa, muharebe sırasında verdiği ünlü emirle savunma anlayışını kökten değiştirdi: 'Hatt-ı müdafaa yoktur; sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz.' Bu emirle Türk birlikleri, bulundukları mevzilerden atılsalar dahi ilk durabildikleri noktada yeniden cephe oluşturarak muharebeye devam etmek zorundaydı. Bu strateji, Yunan kuvvetlerinin karargâhlarından uzaklaşarak bölünmesine ve taarruz gücünün kırılmasına yol açtı.

TBMM, 3 Ağustos 1921'de Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa'yı azlederek, aynı zamanda Başvekil ve Millî Müdafaa Vekili olan Fevzi Paşa'yı bu makama da atadı. Bu değişiklik, savaşın yönetiminde birlik ve koordinasyonu sağladı.

Karşı Taarruz ve Zafer

Türk ordusu, 10 Eylül'de bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın komutasında genel karşı taarruza geçti. Aynı gün stratejik öneme sahip Çal Dağı geri alındı. 13 Eylül'e kadar süren Türk taarruzu sonucunda Yunan ordusu, Eskişehir-Afyon hattının doğusuna çekilmek zorunda kaldı. Bu çekilme sırasında 20 Eylül'de Sivrihisar, 22 Eylül'de Aziziye ve 24 Eylül'de Bolvadin ve Çay düşman işgalinden kurtarıldı.

Savaş, 22 gün ve gece sürerek 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etti. Yunan ordusu, Ankara'nın 50 km kadar yakınından geri çekildi. Türk ordusu, çekilen Yunan kuvvetlerini takip etmek için 13 Eylül itibarıyla süvari ve bazı piyade tümenleriyle harekâta devam etti; ancak teçhizat ve istihkâm yetersizliği nedeniyle taarruzlar durduruldu. Aynı gün Batı Cephesi'ndeki komuta yapısı yeniden düzenlenerek 1 ve 2. Ordu kuruldu; grup komutanlıkları lağvedilerek yerine 1, 2, 3, 4 ve 5. Kolordular ile Kocaeli Grup Komutanlığı oluşturuldu.

Kayıplar ve Sonuçlar

Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Türk ordusunun zayiatı; 5713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp olmak üzere toplam 39.289'dur. Yunan ordusunun zayiatı ise 3758 ölü, 18.955 yaralı ve 354 kayıp olmak üzere toplam 23.007'dir. Muharebede çok sayıda subay kaybı yaşandığı için bu muharebeye 'Subay Muharebesi' adı da verilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, bu muharebeyi 'Sakarya Melhame-i Kübrası' yani 'kan gölü, kan deryası' olarak nitelendirmiştir.

Yunan ordusu geri çekilirken Türk sivil halkına karşı tecavüzler, kundaklamalar ve yağmacılık yapmış; bu eylemler sonucunda 1 milyonun üzerinde sivil Türk evsiz kalmıştır. Mayıs 1922'de Yunan Ordusu Başkomutanı General Anastasios Papoulas ve kurmay heyeti istifa etmiş, yerine General Georgios Hatzianestis atanmıştır.

Sembolik ve Uluslararası Etkiler

Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılması, Türk milletinin savaşın kazanılacağına olan inancını pekiştirdi. İstanbul'da tüm camilerde Sakarya'da hayatını kaybeden askerler için mevlitler okundu; o ana kadar Ankara'ya mesafeli duran İstanbul basınında dahi sevinç duygusu oluştu. Uluslararası toplumun, özellikle İngiltere'nin TBMM güçlerine bakışı değişti ve Yunanistan, arkasındaki İngiltere desteğini kaybetti.

13 Eylül 1683'te II. Viyana Kuşatması ile başlayan Türk geri çekilmesi, yine bir 13 Eylül günü bu savaşla durmuş ve yeniden ilerleme başlamıştır. Bu yönüyle Sakarya Meydan Muharebesi, Türk tarihi açısından büyük bir sembolik öneme sahiptir. İsmail Habip Sevük bu durumu, '13 Eylül 1683 günü Viyana'da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya'da durdurulmuştur.' sözleriyle ifade etmiştir.

Komutanlar ve Rütbeler

Sakarya Meydan Muharebesi'nde Türk ordusunun üst kademe komutanları şunlardır: TBMM Başkanı ve Türk Orduları Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk; Başvekil ve Genelkurmay Başkanı Birinci Ferik Mustafa Fevzi Çakmak; Millî Müdafaa Vekili Mirliva Refet Paşa; Batı Cephesi Komutanı Mirliva Mustafa İsmet İnönü. Cephedeki grupların komutanları arasında Albay İzzettin Çalışlar, Albay Mehmet Selahattin Adil, Mirliva Yusuf İzzet Met, Albay Kemalettin Sami Gökçen, Albay Fahrettin Altay, Albay Halit Karsıalan ve Albay Kazım Fikri Özalp yer almaktadır.

Muharebenin ardından Miralay Fahrettin Bey, Miralay Kâzım Bey, Miralay Selahattin Adil Bey ve Miralay Rüştü Bey mirliva rütbesine terfi ederek paşa oldu. Mustafa Kemal Paşa ise TBMM tarafından müşir rütbesine terfi ettirildi ve kendisine 'gazi' unvanı verildi. Atatürk, Nutuk'ta bu durumu şöyle ifade eder: 'Sakarya muharebesi neticesine kadar, bir rütbe-i askeriyeye haiz değildim. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisince Müşir (Mareşal) rütbesi ile Gazi ünvanı tevcih edildi. Osmanlı Devleti'nin rütbesinin, yine o devlet tarafından alınmış olduğu malûmdur.'

Bu sayfa, Vikipedi'deki «Sakarya Meydan Muharebesi» maddesinden yararlanılarak yapay zekâ destekli editörlük ile özgün cümlelerle yeniden yazılmıştır; Vikipedi metinleri CC BY-SA 4.0 lisanslıdır. Kesin bilgi için resmî ve akademik kaynaklara başvurun; bir hata görürseniz bize bildirin.

Kaynaklar

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; resmî ve bağlayıcı metin için kaynaklara bakın. Hukuki, mali veya tıbbi tavsiye değildir.