Bilgi Merkezi / Rehber
Kıbrıs Barış Harekâtı
Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974'te Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs'ta başlattığı askerî harekâttır. Harekât, Yunanistan destekli bir darbenin ardından Türkiye'nin garantörlük hakkına dayanarak düzenlendiğini savunduğu bir müdahaledir. İki aşamalı harekât sonucunda adanın önemli bir bölümü Türk kontrolüne geçmiş, geniş çaplı nüfus hareketleri yaşanmıştır.
Son gözden geçirme: 10.10.2026
- Tarih
- 20 Temmuz 1974 (Birinci harekât), 14 Ağustos 1974 (İkinci harekât)
- Yer
- Kıbrıs
- Sonuç
- Adanın %37'si Türk kontrolüne geçti; geniş çaplı nüfus hareketleri yaşandı
- Komutanlar
- Başbakan Bülent Ecevit (Türkiye)
- Önemli Olay
- 15 Temmuz 1974 darbesi (Yunanistan destekli)
- Göç
- 140-200 bin Rum kuzeyden, 42-65 bin Türk güneyden göç etti
- Uluslararası Değerlendirme
- BM ve Avrupa Konseyi harekâtı işgal olarak nitelendirdi
- Hukuki Dayanak
- Zürih ve Londra Antlaşması'nın 4. maddesi (Türkiye'nin savunması)
Harekâtın Gelişimi ve Sonuçları
Kıbrıs Harekâtı, 20 Temmuz 1974'te Başbakan Bülent Ecevit'in emriyle başlatıldı. Harekâtın ilk ayağı, Yunanistan hükûmetinin desteğiyle yapılan 15 Temmuz 1974 darbesinin ardından düzenlendi. 14 Ağustos günü başlatılan ikinci harekâtla birlikte Kuzey Lefkoşa da dâhil olmak üzere adanın yüzde 37'si Türk kontrolüne geçti.
Harekât sonucunda kaynaklara göre değişmekle birlikte 140 bin ila 200 bin Rum adanın kuzeyinden, 42 bin ila 65 bin Türk ise adanın güneyinden göç etmek zorunda kaldı. Bu nüfus hareketleri adanın demografik yapısını kalıcı olarak değiştirdi.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Tartışmalar
Türkiye, harekâtın Zürih ve Londra Antlaşması'nın 4. maddesine dayanarak gerçekleştirildiğini savunmaktadır. Ancak Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi bu harekâtı işgal olarak değerlendirmektedir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 20 Temmuz 1974 tarihli 353 sayılı kararında harekâta karşı olduğunu belirterek ateşkes çağrısı yaptı. Konsey, 11 Mayıs 1984 tarihli 550 sayılı kararında ise durumu açıkça 'işgal' olarak nitelendirdi.
Avrupa Konseyi Parlamentler Meclisi ise 29 Temmuz 1974 tarihli 573 sayılı kararında birinci harekâtın uluslararası antlaşmalar çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Ancak ikinci harekâtın bu kapsamda değerlendirilmediği ifade edildi. Uluslararası kuruluş kararlarının çoğu, oluşan durumu 'yasa dışı istila' olarak tanımlamaktadır.
Arka Plan: 1878'den 1960'a
Türkler ile Rumlar arasındaki ilk olaylar, Osmanlı İmparatorluğu'nun adayı 1878'de elli yıllığına Birleşik Krallık'a kiralamasının ardından 1920'de başladı. Bu dönemdeki olaylar siyasi nitelikteydi ve silahlı çatışmaya dönüşmedi.
1920'de Rumların, İngiltere'nin onayı olmadan Yunanistan'a katılma plebisiti yapma isteği Birleşik Krallık tarafından reddedildi. Bu durum Rumların önce Birleşik Krallık'ı adadan çıkarmaya odaklanmasına yol açtı. 1950'lerin sonuna kadar süren bağımsızlık hareketi, 1960'ta uluslararası anlaşmalara dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlandı. Ancak Rumlar, Birleşik Krallık'ın çekilmesiyle birlikte Türklerle ortak devleti benimsemedi ve anayasayı çiğneyerek Türklere yönelik saldırılara başladı.
Zürih ve Londra Antlaşması
Zürih ve Londra Antlaşması, 11 Şubat 1959'da Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan ile Kıbrıs'taki Rum ve Türk toplumları arasında imzalandı. Bu antlaşma, bağımsız bir devlet olarak Kıbrıs halklarının durumunu belirledi ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nı onayladı. Rum tarafını Başpiskopos Makarios, Türk tarafını ise Fazıl Küçük temsil etti.
19 Şubat 1959 tarihli Londra Antlaşması ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak 16 Ağustos 1960'ta kurulması sağlandı.
1963-1964 Olayları ve Anayasal Kriz
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 Anayasası, uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle yalnızca üç yıl geçerli kalabildi. Kıbrıslı Rumlar, ayrı Kıbrıslı Türk belediye meclislerine son vermek istiyordu. Rumlar enosis (Yunanistan ile birleşme) isterken, Kıbrıslı Türkler taksimi (adanın bölünmesini) savunuyordu.
Kıbrıslı Rum toplumundaki öfke, nüfusun %18,3'ünü oluşturan Kıbrıs Türk topluluğuna kamudaki işlerin %30'unun anayasa ile tahsis edilmesinden kaynaklanıyordu. Ayrıca başkan yardımcılığı pozisyonu Türk nüfusuna ayrılmıştı ve hem başkan hem de başkan yardımcısı önemli konularda veto yetkisine sahipti.
Aralık 1963'te Cumhurbaşkanı Makarios, on üç anayasa değişikliği önerdi. Bu değişiklikler Türk tarafınca reddedildi. 21 Aralık 1963'te iki Kıbrıslı Türk'ün öldürüldüğü Kanlı Noel olayları yaşandı. Şiddet olaylarında 364 Türk ve 174 Kıbrıslı Rum hayatını kaybetti, 109 Kıbrıslı Türk veya karma köy yıkıldı, 25.000-30.000 Kıbrıslı Türk yerinden oldu. İngiliz Daily Telegraph bu olayları 'anti-Türk pogrom' olarak nitelendirdi.
1963-1974 Dönemi ve Krizin Derinleşmesi
1963 olaylarının ardından Türkiye taksim fikrini yeniden öne çıkardı. ABD Başkanı Johnson, 5 Haziran 1964 tarihli mektubunda ABD'nin olası bir istilaya karşı olduğunu ve Türkiye'nin müdahalesinin Sovyetler Birliği ile çatışmaya yol açması durumunda ABD'nin yardım etmeyeceğini belirtti.
Kriz, Kıbrıslı Türklerin ada yönetimine katılımının sona ermesine yol açtı. Lefkoşa, UNFICYP birliklerinin konuşlandırılmasıyla Yeşil Hat ile bölündü. Türklerin seyahatleri ve temel ihtiyaçlara erişimi Rum kuvvetlerince kısıtlandı. 1967'de yeniden çatışmalar başladı ve Türkiye'nin müdahale tehdidi üzerine Yunanistan bazı askerî birliklerini adadan çekti, EOKA lideri Georgios Grivas Kıbrıs'tan ayrıldı.
15 Temmuz 1974 Darbesi ve Harekât Kararı
15 Temmuz 1974'te Yunanistan'daki cuntanın desteğiyle Millî Muhafız Ordusu bir askerî darbe gerçekleştirdi. Darbeciler, Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios'u görevden uzaklaştırarak yerine Enosis yanlısı Nikos Sampson'u getirdi. Sampson rejimi, nihai amacı adanın Yunanistan'a ilhakı olan bir kukla devlet olarak nitelendirildi; kısa vadede 'Kıbrıs Helen Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilan edildi. Birleşmiş Milletler bu darbeyi yasa dışı olarak gördü.
Darbe haberi, Lefkoşa'daki Türk Büyükelçiliğinin şifreli mesajıyla 15 Temmuz 1974 sabahı Türk Dışişleri tarafından öğrenildi. Türk Hükûmeti, 1960 Garanti Antlaşması'nın verdiği müdahale hakkını kullanmadan önce diğer garantör devlet İngiltere ile görüşerek birlikte hareket etmeyi denedi. İngiltere kabul etmezse Türkiye'nin yalnız başına hareket etmesi kararlaştırıldı. Başbakan Bülent Ecevit, 17 Temmuz'da konuyu müzakere için Londra'ya gitti; İngiltere Başbakanı Harold Wilson, Dışişleri Bakanı James Callaghan ve ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile görüşmeler yaptı. Ancak İngiltere ve ABD, konuya Türkiye gibi yaklaşmadı.
Bu sayfa, Vikipedi'deki «Kıbrıs Harekâtı» maddesinden yararlanılarak yapay zekâ destekli editörlük ile özgün cümlelerle yeniden yazılmıştır; Vikipedi metinleri CC BY-SA 4.0 lisanslıdır. Kesin bilgi için resmî ve akademik kaynaklara başvurun; bir hata görürseniz bize bildirin.
Kaynaklar
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; resmî ve bağlayıcı metin için kaynaklara bakın. Hukuki, mali veya tıbbi tavsiye değildir.